|
SON DAKİKA
Yok Edilecek Nesil…
Lütfü KIRAYOĞLU lkirayoglu@hotmail.com
Dindar nesil, falan derken, birden bire yok edilecek nesli öğrendik.
Adam, İlköğretim Okulu Müdürü. Gözüne bakmaya kıyamadığınız çocuklarınızı emanet ettiğiniz yetkili kişi. Bebelerin daha yürümeye başlamadan yok edilmeleri gerekenlerini belirliyor. Hem de Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen herkese açık bir toplantıda…
Belli ki bulunduğu toplantıdaki diğerlerinin de kendisi gibi düşündüğünden emin. Bu nedenle düşüncelerini endişesiz, gönül rahatlığı içinde açıklıyor. Neyse ki aynı salonda aklı başında insanlar da var. Var ki, olay basına ve bizlere kadar yansıyor. Toplantıya katılanların bazıları adamın düşüncelerini açıklamasından sonra tepki göstermek yerine gülüşüyorlar.
Erzurum’da Yakutiye Emniyet Müdürlüğü “Huzur” toplantısı düzenliyor. Toplantıya, Emniyet Müdür ve amirleri, İlköğretim ve Ortaöğretim okullarının müdürleri, muhtarlar ile çok sayıda davetli katılıyor. Toplantıda Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji ve Metodoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç Dr. Yıldız Akpolat bir sunuş yapıyor.
Bu sunuştan sonra söz sırası salona geliyor. Dumlupınar İlköğretim Okulu Müdürü Mustafa Aydın söz alarak bazılarını şaşırtıyor. Aldığımız son haberlere göre Mustafa Aydın açığa alınıyor. Eğer olay kamuoyuna yansımasa açığa alınıp alınmayacağı konusunda bir bilgimiz yok.
Mustafa Aydın’a göre: “ Emniyette, suçluların kanını alıp bir gen haritası çıkarılmalı, çocuk doğduktan sonra analizi yapılıp, vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa, yürümeden yok edilmeli” imiş.
Bazıları şaşırmış, bazılarına da komik gelmiş olabilir. Doğrusu ben hiç şaşırmadım. Hele hele bu konuşmanın Emniyet Müdürlüğünün düzenlediği bir toplantıda ve müdürler, amirler önünde yapılmasına hiç şaşırmadım. Bu konuşma yapılabilecek en güvenli yerde yapılmıştır.
Gen bilimi ve teknolojileri daha bu kadar gelişmemişken, hatta adı bile duyulmamışken bizim emniyetimiz ve istihbaratçılarımız bu çalışmaları yapıyordu.
Ülkemizde, siyasal nedenlerle gözaltına alınıp sorgulananlar, bu uygulamayı çok iyi bilirler. Doğaldır ki en iyi de bu sorgulamayı yapanlar bilirler. “Solcu” olarak damgalanıp gözaltına alınıp sorgulananlar, fiziki ve psikolojik işkence aşamasından sonra, onların deyişiyle kıvama geldiğine inanıldıktan sonra sorgu başlar.
Sorgu, ana adı, baba adı, doğum yeri, doğum tarihi, adres bilgileri vs gibi olağan aşamalarından sonra, birden bire babanızın, ananızın, kardeşlerinizin, hatta ailenize sonradan katılan damat ve gelinlerin siyasal inançlarına doğru ilerlemeye başlar. Yani ailenizin siyasal gen haritası çıkarılır. Hiç silinmeyen mürekkeple yazılarak bir yerlere saklanır. Gerekli gereksiz her durumda karşınıza çıkar.
İş başvurularınızda, askerlik göreviniz sırasında, kamu ihalelerine girerken, yurt dışına çıkmak istediğinizde, hatta tedavisi ancak yurt dışında yapılabilen hastalıklar nedeniyle yurt dışına gitmek istediğinizde de hep karşınıza çıkar.
Öbür dünyaya ilişkin kayıtları tutan cennet cehennem görevlilerine (meleklere) nasıl iletildiğini bilemiyorum ama ölümünüzden sonra bile bu siyasal gen haritası peşinizi bırakmaz.
Gözaltına alınmadan sonra, hakkınızda dava açılmasa, ya da yargılanıp beraat etseniz bile hep peşinizdedir. Bu sorgudan sonra, ailenize katılan damat gelin gibi fertler ile doğacak çocuğunuz, hatta torununuz da bu siyasal gen haritanızdan nasibini alır.
Bir gün bir yandaş gazetede “zaten onun babası da ( ya da dedesi) şöyle biriydi “ diye bir haber görüverirsiniz. Bu siyasal gen haritasından kurtulmanın biricik yolu dönüp kendi geçmişinize küfür etmektir. Bu durumda bile sadece kendinizi kurtarabilirsiniz. Yakınlarınızın kurtulabilmesi için onların her birinin ayrı ayrı kendi geçmişlerine küfür edip dönekliklerini tescillemeleri gerekmektedir.
Büyük usta Aziz Nesin, pek çok eserinde bu durumu dile getirir. Ama en çarpıcı olan “Salkım Salkım Asılacak Adamlar” adlı eserinde anlattıklarıdır.
Demokrat Parti döneminin en büyük provakasyonu 6-7 Eylül 1955 olayları sonrası kamuoyunu yanıltmak adına derhal bir komünist tevkifatı yapıp 47 aydını olayların sorumlusu olarak içeri alıp aylarca işkence eden anlayış, Aziz Nesin’in bu eserinde acı acı hicvedilir.
Bu olaylardaki egemen anlayış tam da siyasal gen haritası anlayışına uygundur. Aylar süren işkencelerden sonra beraat eden bu aydınlarımız yıllar boyunca her fırsatta içeri tıkılmış, daha sonraki yıllarda sıra eş ya da çocuklarına gelmiştir.
İlginçtir, 6-7 Eylül olayları sorumlusu olarak tutuklanan Aziz Nesin ile Asım Bezirci, 38 yıl sonra Sivas’ta aynı kaderle yine bir araya gelmiştir. 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı sırasında Asım Bezirci yakılarak öldürülmüş, Aziz Nesin son anda itfaiye merdiveni ile kurtulabilmiştir.
Siyasal gen haritası çıkaranlar şimdi Aziz Nesin’in çocukları ile uğraştıkları yetmiyormuş gibi, bir de Nesin Vakfı’nın Çatalca’daki tesislerinde barındırılan kimsesiz çocuklarla da uğraşmaktadır.
Gen haritası sadece soy ve kan bağı ile ilgileniyor. Siyasal gen haritası ise kan bağı olmayıp aralarında düşünsel bağ olanları bile kapsıyor. “İleri demokrasi” dedikleri de işte böyle bir şey.
Dumlupınar İlköğretim Okulu Müdürü Mustafa Aydın’a yazık olmuş. Açığa alınması, sanırım tam da “Hamamın namusunun temizlendiği gün”e denk gelmiş…
Bu makale 39 kez okundu Yükleniyor...
|
|